Yetişkinlerde Kabuslar ve Kabus Bozukluğu

483 kez görüntülendi

Sponsorlu Bağlantılar

Normalde insanlar her gece iki saatten fazla rüya görürler. Bazı rüyalar hoş olmayan, kötü içeriklere sahip olabilir veya kötü sonucu olan bir hikâyeyi anlatabilir fakat insanları uykudan uyandırmazlar ve ertesi sabah bireyler çok az duygusal kalıntı hissederler. Öte yandan kâbuslar, duygusal olarak rahatsız edici korku, endişe ve hatta terör duygularına yol açabilir. Bir kişinin terleme, hızlanmış kalp atış hızı veya hızlı nefes alma deneyimi yaşamasını sağlayabilirler. Böyle bir rüya kişiyi uykudan uyandırırsa, kişi uyandığında kısaca bağırabilir veya konuşabilir. Kâbuslar ayrıca uykusuzluğa veya uyku döngüsünde başka zorluklara ve hatta bazı durumlarda gündüz sıkıntılarına yol açabilir.
Kâbuslar önemli bir sıkıntı veriyor, uykuyu düzenli olarak bölüyorsa bu sorunu yaşayan yetişkin bireyler buna neyin neden olduğunu bilmeli, ortaya çıkmalarını azaltmak için değişiklikler yapmalıdır. Bu makale yetişkinlerde kâbusların nedenlerini, yaygınlığını, belirtilerini, sağlığa etkilerini ve yönetimini gözden geçirmektedir. Çocuklarda kâbuslar, çocuklarda ve yetişkinlerde görülen diğer parasomniler ayrı ayrı incelenmektedir.

Kâbuslar Ne Kadar Yaygındır?

Kâbusların ve kâbus bozukluğunun gerçek prevalansı, çalışmalar arasında kâbusları tanımlamaya yönelik değişen terminoloji ve kriterler nedeniyle belirsizdir. Çocukların yaklaşık yüzde 50’si hiç kâbus görmediğini ve yüzde 20’ye kadarı sık kâbus gördüğünü bildirmektedir. Kâbus görme sıklığı hem kız hem de erkek çocuklar için ergenliğe doğru artar. Ancak bundan sonra kadınlarda yaygınlık artmaya devam eder; 29 yaşına kadar kâbuslar kadınlarda erkeklere göre iki kat daha yaygın olabilir. Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 85’i yılda en az bir kez kâbus gördüğünü ve yüzde 2 ila 6’sı sık (haftalık) kâbus gördüğünü bildirmektedir. Genel olarak, tüm yetişkinlerin yaklaşık yarısı ara sıra kâbuslar yaşar, yaklaşık yüzde 6’sı ayda en az bir kez kâbus görür, yüzde 1 ila 2’si bunları daha sık yaşar ve yüzde 1’den azı kâbus bozukluğunu karakterize eden, günlük işlevi bozan ve uykudan kaçınmaya çalışmasına neden olan sık kâbuslar yaşayabilir. Kâbus bozukluğu olarak bilinen bir durumu yaşayanlar için, bu rahatsız edici gece deneyimleri her gece olacak kadar sık meydana gelebilir, günlük yaşamlarını ve zihinsel sağlıklarını çeşitli şekillerde bozabilir. Kore’de 50 yaş üstü yetişkinler üzerinde yapılan büyük bir nüfus temelli araştırma, uyanmaların eşlik ettiği şiddetli kâbus görme prevalansının yüzde 2,7 olduğunu göstermiştir. Kâbus sıklığı yaşla birlikte artar ve 70 yaşın üzerindeki yetişkinlerde kâbus görme prevalansında (yüzde 6,3) 50 ila 70 yaş arasındaki yetişkinlere (yüzde 1,8) kıyasla üç kattan fazla artış vardır. İntihar düşüncesi, depresyon ve stres ile de bir ilişki vardı.

Kâbuslar Rahatsız Edici Rüyalardır

Kâbuslar, rahatsız edici, kişiyi derin uykusundan uyandıran çok gerçekçi rüyalardır. Çoğu zaman kalbin korkudan çarpmasına neden olurlar. Kâbuslar sıklıkla REM (hızlı göz hareketi ) uykusunun baskın olduğu gecenin son üçte birinde, sabahın erken saatlerinde yaşanır. N1/N2 ve REM uykusu sırasında eşit derecede olası olan ve hem erken hem de geç uyku döneminde ortaya çıkabilen travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ile ilişkili kabuslar bir istisnadır. Bazı araştırmacılar gerçek hayatta karşılaşılabilecek tehditlere verilen tepkilerin prova edildiği kabus denilen bu rüyalara “tehdit provaları” der; diğer uzmanlar kabusların insanların günlerindeki stresli veya üzücü olaylarla baş etme yollarından biri olduğuna inanır. Genel olarak, kadınlar cinsel taciz veya sevdiklerinin ölümü ya da ortadan kaybolması etrafında dönen daha fazla kâbus bildirirken, erkekler daha çok fiziksel saldırganlık, savaş veya terör içeren kötü rüyalar gördüklerini bildirmektedir. Kâbusların konuları herkeste farklı olabilse de çoğu kişinin yaşadığı yaygın bazı kâbuslar da vardır. Örneğin, yetişkinlerin çoğu bir tehlikeden kaçmak için yeteri kadar hızlı koşamamak ya da çok yüksekten düşmekle ilgili kâbuslar görür. Bir kaza veya saldırı gibi travmatik olay yaşandıysa bu deneyimlerle ilgili tekrarlayıcı kâbuslar yaşanabilir. Rüyalar gibi kâbus içeriği ve sıklığı da kültürel farklılıklar gösterebilir.

Yetişkinlerde Kâbusların Nedenleri

Kâbuslar yetişkin bireylerde genellikle kendiliğindendir ancak çeşitli faktörlerden ve altta yatan bozukluklardan da kaynaklanabilirler. Yaygın nedenler arasında stres, olumsuz yaşam olayları, travma sonrası stres bozukluğunda (TSSB) olduğu gibi travma deneyimi ve diğer psikiyatrik bozukluklar bulunur. Depresyon, anksiyete ve panik bozuklukları, şizofreni ve sınırda (borderline) kişilik bozukluğu dâhil olmak üzere çok çeşitli psikiyatrik bozukluklarla ilişkili olarak sık ve yoğun kâbuslar ortaya çıkabilir.

Sık görüldüğünde, idiyopatik kâbuslar yüksek oranda psikopatolojiye sahip olabilir. Diğer kâbus nedenleri arasında kişinin uyku programında büyük değişiklikler, uyku yoksunluğu, jet lag, hastalık ve ateş bulunur. Uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu, narkolepsi veya uyku terörü bozukluğu gibi diğer uyku bozuklukları gibi bazı durumlar da kâbuslara neden olabilir. Kâbuslar ayrıca bazı reçeteli ilaçların (örneğin bazı tansiyon ilaçları), kötüye kullanılan ilaçların, sakinleştiricilerin veya uyku haplarının yan etkisi olarak da ortaya çıkabilir; ayrıca ilacın kesilmesinden de kaynaklanabilirler. Kâbuslarla ilişkilendirilen en yaygın ilaçlar arasında norepinefrin, serotonin, dopamin, asetilkolin veya gama-aminobütirik asit (GABA) sinyalini etkileyenler bulunur. İlaç değişiklikleri sonrası kâbus görme sıklığı değişirse, doktorla konuşulmalıdır. Kâbuslar genellikle GABAerjik ilaçlardan veya alkol, barbitüratlar ve benzodiazepinler gibi maddelerden yoksunluk sırasında ortaya çıkar. Bu genellikle, REM uykusunu baskılayan ilaçlar kesildiğinde ortaya çıkan REM uykusundaki (yani, REM reboundu) telafi edici bir artışın sonucudur. Benzer şekilde, trisiklikler, monoamin oksidaz inhibitörleri, seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI’lar) ve serotonin-norepinefrin geri alım inhibitörleri (SNRI’ler) dâhil olmak üzere antidepresan ilaçların kesilmesi, genellikle, muhtemelen REM geri tepmesi ile ilişkili olarak artan kâbus sıklığı ile ilişkilidir.

Bazı kişiler metabolizmayı hızlandırabilen ve beynin aktifliğinin artması için sinyal verebilen gece atıştırması yaptıktan sonra kâbuslar görürler. Kötü, dengesiz beslenme dışında alkol almak veya yatma öncesi saatlerde kafein veya uyarıcı diğer içecekleri tüketmek de kâbusların nedeni olabilir. Kâbus bozukluğuna sahip olan akrabaları bulunan kişilerin bu duruma sahip olma olasılığı daha yüksek olabilir. Finlandiya‘da ülke çapında yapılan bir ikiz kohort çalışmasında, monozigotik (tek yumurta) ikizler, dizigotik(çift yumurta) ikizlere göre daha benzer kâbus oranlarına sahip bulunmuştur, bu da genetik bir eğilim olduğunu göstermektedir.

Kâbus Belirtileri

Kâbuslar tanım gereği patolojik olmasa da, sık görülen veya engelleyici olan, sosyal, mesleki, duygusal ve fiziksel refahı bozan kâbuslar bir bozukluk olarak kabul edilir ve genellikle altta yatan ve tedavi edilebilir psikopatolojinin bir işaretidir. Gece veya gündüz işlevini etkileyecek kadar sıklıkta ve yinelenen kâbuslar, kabus bozukluğu kriterlerini karşılayabilir. Kâbus bozukluğu için DSM-5 (Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan, Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, Beşinci Baskı) tanı kriterleri şunları içerir:

A) Genellikle hayatta kalma, güvenlik veya fiziksel bütünlüğe yönelik tehditlerden kaçınma çabalarını içeren ve genellikle büyük uyku epizodunun ikinci yarısında ortaya çıkan, uzun süreli, aşırı derecede disforik ve iyi hatırlanmış rüyaların tekrarlayan oluşumlarıdır.
B) Disforik rüyalardan uyandığında, birey hızla oryante ve uyanık hale gelir.
C) Uyku bozukluğu, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda veya önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
D) Kâbus semptomları, bir maddenin (örneğin, kötüye kullanılan bir madde veya reçeteli bir ilaç) fizyolojik etkilerine bağlanamaz.
E) Birlikte var olan zihinsel ve tıbbi bozukluklar, disforik rüyaların baskın şikâyetini yeterince açıklamaz.

Kâbus bozukluğunun ayırıcı tanısı disforik rüyaları (“kötü rüyalar”), hızlı göz hareketi (REM) uyku davranış bozukluğu ve uyku terörü gibi diğer parasomnileri ve nokturnal panik atak (gece, uyku sırasında ortaya çıkan panik atak ) gibi psikiyatrik bozuklukları içerir. Kâbusların uykuyla ilgili diğer fenomenlerden ayırt edilmesinde yardımcı olan klinik özellikleri arasında tam uyanıklık ve uyandıktan sonra rüyayı hatırlama, genellikle REM’in daha sık olduğu gecenin ilerleyen saatlerinde ortaya çıkması ve uyurken motor davranışın olmaması yer alır. Sık kâbus gören veya kabus uyku bozukluğu olan kişiler tekrarlayan kabus deneyimlerinden korktukları ve uykudan kaçınmaya çalıştıkları için uykusuzluk gelişebilir. Bu bireyler daha sonra aşırı gündüz uyku hali, zayıf konsantrasyon, depresyon, kaygı veya sinirlilik yaşayabilir.
Kâbuslar ortalama olarak haftada bir vakadan az ise hafif derecelidir. Yıkıcı rüyalar her gece değil, haftada en az bir kez meydana gelirse kâbus bozukluğu orta dereceli ve epizodlar (ataklar) her gece meydana gelirse şiddetli olarak kabul edilir. Kâbuslar, süresi 1 aydan az ise akut,1 aydan fazla, 6 aydan az ise subakut, 6 aydan fazlaysa kalıcıdır.

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.


Yukarı Çık